1. Bölüm (Ajanlar)

**Gölge Safir’in Parolası

Bir Çınar & Zeynep Ajan Hikâyesi**

Gizli bir Dünya Yıldızı ve onun değişik, birbirine bağlı ekibiyle birlikte çalışan Ajan Çınar ve Ajan Zeynep…

Bu ikili, uzun zamandır karşılarına çıkan tehlikeli ajanları alt etmeye ve Dünya Yıldızı’nın geleceğini korumaya kararlıydı. Aslında ajanlar, doğada buldukları eşyaları satarak hayatta kalmaya çalışan sıradan iki kişiydi. Ama hiçbir şey göründüğü kadar basit değildi.

Dünya Yıldızı’nın gücünü ele geçirmek isteyen bir sürü düşman vardı ve onları durdurabilecek tek güç, bu iki ajanın cesaretinden geliyordu. Üstelik önlerinde büyük bir görev duruyordu:

Tam yedi hapishanede tutulan önemli kişileri, birer birer kurtarmak.

Ama bir sorun vardı.

10.000 Liralık Umut

Aylarca gizli geçitlerden kaçtılar, tuzaklardan sıyrıldılar, eski teknolojik eşyalar bulup sattılar. Sonunda tam 10.000 lira toplamayı başardılar. Bu para, bir kişiyi özgürlüğe kavuşturmak için yeterliydi.

Fakat iki kişi oldukları için önce kimi kurtaracaklarına karar vermeleri gerekiyordu. Uzun toplantılardan sonra karar verildi:

Sıradaki kişi: Mina.

Gökyüzü Hapishanesi – 5. Alan – 32. Oda.

Mina, Dünya Yıldızı’nın geleceği için kritik biriydi. Onu kurtarmazlarsa diğer altı hapishane tamamen umutsuz olurdu. Ama Gökyüzü Hapishanesi’nin adı boşuna böyle değildi…

Gökyüzünün Üzerinde Bir Hapishane

Mina Gökyüzü Hapishanesi, bulutların çok üzerinde, mavi ışıklarla çevrili dev bir küreydi. Oraya ulaşmak bile başlı başına bir görev sayılırdı. Hapishanenin 5. Alanına ulaşmak için üç farklı ışın panelinden geçmek gerekiyordu.

Tam içeri girmek üzereyken bir şey fark ettiler:

Giriş kapısı artık bir parola ile korunuyordu.

Ve daha da kötüsü…

Bu parola çalınmıştı.

Gizemli Düşman: Gölge Safir

Parolayı çalan kişi, Dünya Yıldızı’nın eski takım arkadaşlarından biriydi. Ama artık karanlık taraftaydı. Kod adı:

✨ Gölge Safir ✨

Dünya Yıldızı’nın tüm sırlarını biliyordu.

Ajanların tüm hareket tarzını ezbere öğrenmişti.

Mina’nın kurtarılmasını engellemek için özel bir virüs hazırlamıştı.

Hapishanenin sistemine yüklediği virüs yüzünden yanlış parola üç kez girilirse:

☢️ Hapishane otomatik savaş moduna girecekti.

Sirenler, lazer dronlar, enerji kalkanları…

Her şey ajanın üzerine çullanacaktı.

Ajanların Kararı

Ajan Çınar ve Zeynep paniklemedi. Ama artık karar vermeleri gerekiyordu.

Dünya Yıldızı’nın gücünü kullanıp kapıyı zorla açabilirlerdi… ama bu, tüm sistemi patlatabilirdi.

Gölge Safir’in izini sürüp parolayı geri alabilirlerdi… ama o izini gizlemekte usta bir düşmandı.

Ya da topladıkları eski parçalarla yeni bir teknoloji kurup kapıyı hackleyebilirlerdi… fakat hata yaparlarsa her şey bitebilirdi.

Gökyüzü Hapishanesi’nin üzerinde soğuk rüzgâr eserken birbirlerine baktılar.

“Ne yapacağız?” dedi Zeynep.

“Hangisini seçersek seçelim, Mina’yı kurtaracağız.” dedi Çınar kararlılıkla.

Ve maceranın en kritik bölümü burada bitmemişti.

2. Bölüm (Plan)

**Gölge Safir’in Parolası – Bölüm 2

Gökyüzü Hapishanesi’nin Kapısı**

Gökyüzü Hapishanesi’nin üzerinde soğuk rüzgârlar eserken, Ajan Çınar ve Ajan Zeynep kararlarını verdi. Dünyanın kaderi onların kararlılığına bağlıydı.

“Gölge Safir’i bulacağız.” dedi Çınar.

“Parolayı almadan bu kapı açılmaz.” diye ekledi Zeynep.

İkili, parolanın izini sürmek için gökyüzünün alt katmanlarına indi. Gökyüzü Hapishanesi’nin altında, bulutların içinde gizlenmiş terk edilmiş bir platform vardı. Gölge Safir’in virüsü buradan yaydığı biliniyordu.

Bulutların Altındaki Gizli Laboratuvar

Platforma adım attıkları anda yer hafifçe sallandı. Eski makineler hırıltıyla çalışıyordu. Etrafta mavi hologram kabloları uçuşuyor, elektrik kıvılcımları göz kırpıyordu. Hava bir garipti… sanki birileri onları izliyordu.

Bir anda odanın karanlık köşelerinden bir hologram açıldı.

Gölge Safir belirdi.

Gözleri parlıyor, sesi metalik bir yankıyla konuşuyordu:

“Benim bölgeme hoş geldiniz…

Ama geç kaldınız, Ajanlar.”

Zeynep elini silahına uzattı.

Çınar geri adım atıp koruma pozisyonuna geçti.

Gölge Safir devam etti:

“Mina’nın kurtulması, Dünya Yıldızı’nın güç dengesini bozar.

O yüzden size bir teklifim var:

Vazgeçin… ya da burada kalın.”

Ajanların Karşı Hamlesi

Çınar sertçe karşılık verdi:

“Senin tekliflerin bizim umurumuzda değil. Parolayı ver.”

Gölge Safir gülerek:

“Parola mı?”

Bir an durdu, sonra yüzünde tehlikeli bir gülümseme belirdi.

“Onu asla alamayacaksınız.”

Tam bu sırada laboratuvardaki tüm ışıklar kırmızıya döndü.

Zemin titredi.

Kafes kapıları kapandı.

Laboratuvar savaş moduna geçmişti.

Duvardan çıkan üç dev güvenlik robotu üzerlerine doğru ilerlemeye başladı.

Gölge Safir’in sesi her yerde yankılandı:

“Eğer robotları yenebilirseniz, belki düşünürüm…”

Savaş Başlıyor

Bir robot elektrik zinciri fırlattı.

Çınar hızla yana sıçradı, zincir yere çarpar çarpmaz platformun bir kısmı çöktü.

Zeynep, yanında taşıdığı parlak mavi bıçakla ikinci robotun sensörlerine saldırdı. Robot sendeledi ama düşmedi.

Üçüncü robot, kollarını ikiye ayırıp mekânı lazer taramasına aldı.

Hapsolmuşlardı.

Çınar bağırdı:

“Zeynep! O robotların güç kaynakları sırtlarında! Önce onları indireceğiz!”

Zeynep başıyla onayladı.

İkili, kusursuz bir uyumla robotların etrafında döndü, zıpladı, kaydı ve birbirlerinin arkasını kolladı.

Sonunda…

BAM!

Bir robotun güç kaynağı patladı.

Kıvılcımlar havaya saçıldı.

Diğer robotlar öfkeyle saldırıya geçti.

Zeynep ikinci robotu saf dışı bıraktı.

Çınar son robotu duvara çarparak parçalamayı başardı.

Laboratuvar sessizliğe gömüldü.

Gölge Safir’in Şoku

Hologram tekrar belirdi.

“Demek… bunu yapabildiniz.”

Sesi ilk kez şaşkın çıkmıştı.

“Ama sizi hâlâ durdurabilirim.”

Bir an sonra hologram karardı.

Laboratuvarın sol duvarı yavaşça açıldı.

İçeride karanlık bir oda, ortasında ise mavi bir enerji küresi vardı.

Parolanın saklandığı yerdi.

Ama…

O kürenin yanında birisi vardı.

3. Bölüm (Kurtarmak)

**Gölge Safir’in Parolası – Bölüm 3
Mavi Kürenin Sırrı**
Duvar tamamen açıldığında Ajan Çınar ve Ajan Zeynep’in gözleri şaşkınlıktan büyüdü.
Ortada parlayan mavi bir enerji küresi vardı.
Ve kürenin yanında, metal bağlarla yere zincirlenmiş biri duruyordu:
Mina.
Sesi zayıftı ama umut doluydu.
“Çınar… Zeynep… geldiniz.”
Zeynep hızla yanına koştu ama birden durdu — yerde kırmızı lazer tuzakları vardı. Bir adım bile yanlış atsalar, oda saniyeler içinde kapanırdı.
Tam o sırada, laboratuvarın hoparlörlerinden Gölge Safir’in sesi duyuldu:
“Ah, Mina’yı buldunuz.
Ama bir hata yaptınız…
Onu almadan önce parolayı çözmeniz gerekiyor.”
Mavi küre yavaşça dönüyor, içinde holografik semboller parlıyordu.
Bu sembollerin bir sırası vardı — ama yanlış bir sembole dokunmak tüm odayı havaya uçurabilirdi.

Mina’nın Uyarısı
Mina, bağlarından dolayı kıpırdayamıyordu ama konuşabiliyordu.
“Dinleyin… Gölge Safir beni buraya getirdiğinde küreyi çözmeye çalışıyordu.
Parola yedi sembolden oluşuyor…
Ama her sembol bir elementle eşleşiyor.”
Zeynep hızlıca baktı:
Kürede:
Ateş sembolü
Su sembolü
Toprak sembolü
Hava sembolü
Işık sembolü
Karanlık sembolü
Yıldız sembolü
parlıyordu.
Mina devam etti:
“Doğru sırayı bulabilirseniz kilit açılır.”
Çınar düşünmeye başladı.
Her element Dünya Yıldızı’nın takımı için anlam taşıyordu.
Bu, bir şifre değil…
Bir hatıra testiydi.

Gölge Safir’in Geri Dönüşü
Hologram bir anda tekrar açıldı.
Gölge Safir bu kez daha net görünüyordu.
Sanki birdenbire daha güçlü olmuştu.
“Merak ediyorum… Eski takımın anılarını hatırlayabilecek misiniz?”
Sinirli bir tonda devam etti:
“Parola… Dünya Yıldızı’nın geçmişindeki savaşların sırasına göre.”
Çınar’ın gözleri parladı.
“Zeynep! Dünya Yıldızı’nın yedi büyük savaşında elementlerin sırası vardı! Ateşle başladı, yıldızla bitmişti!”
Zeynep hemen dizilimi hatırladı:
Ateş
Su
Toprak
Hava
Işık
Karanlık
Yıldız
Ama yanlış yaparlarsa… sonuç ölüm olacaktı.

Zaman Daralıyor
Bir anda odanın tavanında kırmızı bir sayaç belirdi:
30 SANİYE
Zaman çok hızlı akıyordu.
Zeynep kürenin yanına geçti.
Eli titriyordu.
Çınar yanında durdu:
“Hadi… doğru sırayı biliyoruz.”
30… 29… 28…
Zeynep ilk sembole dokundu: Ateş.
Küre kısa bir süre sarsıldı…
Sonra yeşil ışık yandı.
Doğruydu.
25… 24… 23…
İkinci sembol: Su.
Küre soğuk bir nefes gibi üfledi.
Bir doğru daha.
20… 19… 18…
Toprak… doğru.
Hava… doğru.
Ama tam Işık sembolüne dokunacakken…
Küre aniden “UYARI: GÜVENLİK DEĞİŞİKLİĞİ” ışığı verdi.
Çınar bağırdı:
“Zeynep! Sakın dokunma!”

Şüphe
Gölge Safir kahkaha attı:
“Her şeyi bu kadar kolay mı sandınız?
Ben de boş durmadım.
Sıralamanın iki adımını değiştirdim.”
Zeynep şaşkına döndü:
“Hangi ikisini değiştirdin?”
Gölge Safir:
“Tahmin edin bakalım.”
Sayaç hızlandı:
10 SANİYE
Mina bağırdı:
“Çınar! Zeynep! Elementlerin enerjisini hissedin! Küre tepki veriyor!”
Zeynep gözlerini kapattı, elini sembollerin üzerinde gezdirdi.
Işık mı?
Karanlık mı?
Küre bir sembolde hafifçe titredi.
O sembol… Karanlık’tı.

Doğru Hamle
Çınar:
“Zeynep! Beşinci sembol Karanlık!”
Zeynep hızla dokundu.
Küre mavi parladı:
DOĞRU.
Geriye iki sembol kaldı:
Işık ve Yıldız.
Sayaç:
3… 2…
Çınar bağırdı:
“Işıktan sonra Yıldız! Hadi!”
Zeynep sembole dokundu.
1…
Işık — doğru.
Yıldız — doğru.

Kilit Açılıyor
Oda bir anda beyaza kesildi.
Küreden ince bir mavi ışık Mina’nın zincirlerine doğru süzüldü.
Tıslama sesi…
Zincirler çözüldü.
Mina yere düşmeden Zeynep onu tuttu.
Kapılar açıldı.
Gölge Safir’in hologramı çılgına dönmüştü:
“Bu imkânsız! Parolayı kimse çözemezdi!
Ama… oyun daha bitmedi, ajanlar.”
Hologram yok oldu.
Ajan Çınar, Zeynep ve Mina… artık özgürdü.
Ama Gökyüzü Hapishanesi’nin içindeki tüm sistemler bir anda kendini imha moduna aldı.
Sirenler çalmaya başladı.
Ve dev hapishane düşmeye başlamıştı.

4. Bölüm (Macera Devam Ediyor)

**Gölge Safir’in Parolası – Bölüm 4

Gökyüzünden Kaçış**

Gökyüzü Hapishanesi’nin sirenleri bir anda bütün gökyüzünü titretti.

“DİKKAT!

SİSTEM KENDİNİ İMHA MODUNA GEÇMİŞTİR.”

Metal duvarlar titremeye başladı.

Yer altında bir patlama sesi yükseldi.

Hapishane yavaş yavaş irtifa kaybediyor, bulutların arasından aşağı doğru sürükleniyordu.

Ajan Çınar, Zeynep ve yeni kurtardıkları Mina birbirlerine baktılar.

“Burası çökmeden çıkmamız lazım!” dedi Çınar.

Dev Koridorun Çöküşü

Üçlü hızla ana koridora doğru koşmaya başladı.

Koridor boyunca kırmızı ışıklar yanıp sönüyor, tavan parçaları yere düşüyordu.

Mina nefes nefese:

“Çınar… dış kaçış kapsüllerini bulmalıyız.

Gökyüzü Hapishanelerinin her birinde minimum üç tane olur.”

Tam o sırada büyük bir patlama duyuldu.

Zemin ikiye ayrıldı.

Bir anda koridorun yarısı aşağı doğru çöktü.

Zeynep ölümle burun buruna geldi; ayağı kaydı.

Çınar son anda elini uzatıp onu tuttu.

“Sakın bırakma!” diye bağırdı Zeynep.

Çınar:

“Sen benim takım arkadaşımım! Seni asla bırakmam!”

Onu yukarı çekti ve koşmaya devam ettiler.

Hapishane Merkezine Doğru

Hapishanenin kalbine yaklaştıkça büyük bir kapı gördüler:

KAÇIŞ KAPSÜLLERİ – GİRİŞ YASAK

Zeynep kapıya vurdu:

“Kilidi açamıyoruz!”

Tam o anda Mina ileri atıldı.

“Bırakın ben hallederim.”

Odanın yanındaki panelin üzerine avucunu bastı.

Panel mavi ışık saçtı.

“Mina Gökyüzü – Eski Mahkûm – Onaylandı.”

Kapı yavaşça açılmaya başladı.

Ama aynı anda, tüyler ürpertici bir ses hoparlörden duyuldu:

“Gideceğinizi mi sandınız?”

Gölge Safir’in hologramı ortaya çıktı.

Ama bu kez…

Normal hologram gibi değildi.

Gölge Safir dev, karanlık bir siluete dönüşmüş, gözleri ateş gibi yanıyordu.

“Hapishaneyi yok etmek için sistemi ben tetikledim!

Siz buradan asla çıkamazsınız.”

Son Savaş

Gölge Safir hologram değil—

Gerçek bir enerji formuna geçmişti.

Ellerinden yıldırımlar fırlattı.

Zeynep yan tarafta yuvarlandı.

Mina yere düşmek üzereyken Çınar onu tuttu.

Gölge Safir kükredi:

“Bu dünyayı Dünya Yıldızı’na bırakamam!

Sizinle birlikte bu hapishane yok olacak!”

Çınar yumruklarını sıktı.

“Bunu sana yaptırmayacağız.”

Zeynep bağırdı:

“Mina! Kapsülleri hazırla!”

Mina hemen panelin başına koştu, üç kapsülü aktif hale getirdi.

Çınar ve Zeynep, Gölge Safir’in saldırılarını eş zamanlı atlatıyordu.

Ama enerjisi gittikçe daha da güçleniyordu.

Kesin Bitiriş

Bir anda Çınar aklına bir şey geldi.

Hapishanenin çatısında gördüğü enerji çekirdeğini hatırladı.

Eğer Gölge Safir ile çekirdek aynı anda temas ederse…

Hologram formu çökerdi.

Çınar bağırdı:

“Zeynep! Onu çekirdeğe doğru yönlendir!”

Zeynep hemen harekete geçti.

Gölge Safir’e bir lazer bıçağı fırlattı.

Gölge Safir öfkeyle ona doğru yöneldi.

Tam o sırada Çınar bütün gücüyle Gölge Safir’in arkasına atladı ve onu enerji çekirdeğine itti.

BOOOOM!

Büyük bir ışık parlaması oldu.

Gölge Safir çığlık attı, enerji formu titredi ve bir anda yok oldu.

Kaçış

Hapishane daha hızlı düşmeye başlamıştı.

Mina:

“Kapsüller hazır! Hadi çabuk!”

Üçü kapsüllere bindi.

Çınar saniyeler içinde paneli kapattı.

“Kapsül 1: Çınar.”

“Kapsül 2: Zeynep.”

“Kapsül 3: Mina.”

Kapsüller titremeye başladı.

Sayaç:

5… 4… 3…

Patlamalar tüm hapishaneyi sarıyordu.

2… 1…

FIUUUUU!

Kapsüller alevli bir ışıkla gökyüzünden fırladı ve hapishane bir anda dev bir patlamayla yok oldu.

Bulutlar dalga dalga savruldu.

Gökyüzü beyaz bir ateş gibi parladı.

Kapsüllerin içindeki üç kişi nefes nefese ama güvendeydi.

Yeni Bir Başlangıç

Kapsüller aşağıdaki sessiz ormana indi.

Kapılar açıldığında üçü de birbirine sarıldı.

Mina gözyaşlarıyla:

“Beni kurtardınız…

Şimdi diğer altı hapishaneyi de kurtarabiliriz!”

Çınar gülümsedi:

“Bu daha başlangıç.”

Zeynep:

“Gölge Safir yok oldu… ama eminim bir şeyler geride bıraktı.

Hazır olun, asıl savaş şimdi başlıyor.”

Gökyüzünde yavaşça sabah güneşi doğarken, üçlü ormanın içinden yeni bir maceraya doğru yürüdü.

Dünya Yıldızı’nın takımı… yeniden birleşiyordu.

Hoş Geldiniz!

Merhaba Ben Çınar:

Size hikaye yazıp yayınlayacağım,

Yakında Günlük diye sayfa oluşturup her gün yaptığımı yazıcağım,

arkadaşlarımı ekleyerek yapıyorum,

ilk 4 bölüm hariç diğer hikayelerimi Ana Sayfada Yazıcağım beklemeye devam dostlar.

2026' da çok şey değişicek ve beni unutmayınız!

O zaman Mecera Başlıyor!

 

Hello, I'm Çınar:

I'll be writing and publishing stories for you.

I'll soon create a diary and write about everything I do.

I'm adding my friends.

I'll be posting all my stories, except the first four, on the main page. Stay tuned, friends.

A lot will change in 2026, and don't forget me!

The Adventure Begins Then!

 

 


Bu kapanacak 60 saniye